MUSTAFA KUTLU HİKAYESİNDE MİMARİ MEKÂN KAVRAMININ TOPOETİK STRÜKTÜRÜ VE MİMARİ UNSURLARIN AÇIĞA ÇIKARDIĞI ANLAM
(THE TOPOETHIC STRUCTURE OF ARCHITECTURAL SPACE IN MUSTAFA KUTLU’S STORIES AND THE MEANINGS REVEALED THROUGH ARCHITECTURAL ELEMENTS )

Yazar : ÖZGE ASLAN    
Türü :
Baskı Yılı : 18
Sayı : 35
Sayfa : 205-230
    


Özet

Bu çalışma, Mustafa Kutlu’nun hikâyelerinde mimari mekânın anlatı içindeki işlevini topo-etik veya topoetik (topo-poetik) bir perspektiften incelemeyi amaçlamaktadır. Mustafa Kutlu hikâyelerinde mekân, olayların geçtiği fiziksel bir alana ek olarak etik, kültürel, toplumsal ve duygusal anlamların üretildiği çok katmanlı bir yapı olarak tasarlanır. Yazarın hikâyelerinde şehir, köy, ev, tren garı, cami, medrese, revak ve avlu gibi mimari mekân veya mimari unsurlar, karakterlerin şahsiyetini, ahlâkî duruşlarını ve toplumsal konumlarını görünür kılan unsurlar olarak kurgulanır. Ev içi mekânlar ve eşyalar (masa, perde, tv, radyo vb.) sınıfsal ayrımların, değerler karşısında bireysel yabancılaşmanın ve aile içi ilişkilerin sembolik göstergeleri haline gelir. Peyzaj unsurları ve bitkisel organizasyonun (ağaçlar, çiçekler) hafıza, değişme, dönüşme ve kayıp temalarıyla ilişkilendirildiği görülür. Çalışmada “topoetik” kavramı, mekânın topografik özellikleri ile poetik ve etik boyutlarının eşzamanlı olarak değerlendirilmesini mümkün kılan disiplinler arası bir kavramsal çerçeve olarak önerilmektedir. Çalışmada, Ya Tahammül Ya Sefer kitabı ve Hüzün ve Tesadüf kitabındaki konu ile ilişkili hikâyeler başta olmak üzere yine yazarın konu ile ilişkili denemeleri ve bazı hikâyelerine değinilmiştir. Çalışmanın dördüncü bölümünde, Hüzün ve Tesadüf hikâyesinin topo-etik tahlili ile tren garı mekânı ayrıntılı biçimde çözümlenmiş ve bu çözümleme sonucunda mekânın fiziksel dönüşümü ile karakterlerin kaderi ve toplumsal hafıza arasındaki paralellik ortaya koyulmuştur. Maurice Merleau-Ponty’nin fenomenolojik ve algısal mekân anlayışından hareketle Kutlu’nun hikâye mekânlarının özneyle birlikte sürekli “mekânlaştırılan” yapılar olduğu belirlenmiştir. Çalışmada, Mustafa Kutlu’nun hikâyelerinde mimari mekânın, geometrik düzleminin anlatı ile bütünleşerek etik/ahlâki bir sorumluluk ve varoluşsal bir tanıklık alanı olarak diyalojik bir işlev gördüğü yazarın Şehir Mektupları ve Akasya ve Mandolin çalışmalarındaki görüşleri ile paralel bir okuma neticesinde tespit edilmiştir. Bu doğrultuda, nitel araştırma yöntemi kapsamında “doküman incelemesi” ve “metin çözümlemesi” yöntemleri kullanılan çalışma, kurgusal veya kurgusal olmayan metinlerin tahlili için topoetik kavramı ile okuma noktasında yeni bir tahlil önerisi sunmayı amaçlamaktadır.



Anahtar Kelimeler
topoetik, hikâye, mekân, Hüzün ve Tesadüf, Mustafa Kutlu, Ya Tahammül Ya Sefer

Abstract

This study aims to examine the function of architectural space in the narratives of Mustafa Kutlu from a topo-ethical or topo-poetic perspective. In Kutlu’s stories, space is designed not only as a physical setting where events take place, but also as a multilayered structure in which ethical, cultural, social, and emotional meanings are produced. Architectural spaces and elements such as the city, village, house, train station, mosque, madrasa, arcade, and courtyard are constructed as components that render the characters identities, moral stances, and social positions visible. Interior spaces and objects such as tables, curtains, televisions, radios, and similar items become symbolic indicators of class distinctions, individual alienation, and intra-family relations. Landscape elements and vegetal organization, including trees and flowers, are associated with themes of memory, change, transformation, and loss. In this study, the concept of “topoethics” is proposed as an interdisciplinary conceptual framework that enables the simultaneous evaluation of the topographical, poetic, and ethical dimensions of space. The analysis primarily focuses on stories related to the subject in the books “Ya Tahammül Ya Sefer” and “Hüzün ve Tesadüf”, while also referring to the author’s relevant essays and selected stories. In the fourth chapter, a detailed topoethical analysis of the story “Hüzün ve Tesadüf” is presented, with particular emphasis on the train station as a spatial construct. This analysis reveals a parallel between the physical transformation of space and the fate of the characters, as well as collective memory. Drawing on Maurice Merleau-Ponty’s phenomenological and perceptual understanding of space, the study determines that Kutlu’s narrative spaces are structures that are continuously spatialized together with the subject. Furthermore, it is argued that in Kutlu’s stories, architectural space integrated with the narrative plane functions dialogically as a domain of ethical responsibility and existential witnessing. This interpretation is supported through a parallel reading of the author’s views in “Şehir Mektupları” and “Akasya ve Mandolin”. In this context, this study which employs the methods of “document review” and “text analysis” within the framework of qualitative research aims to propose a new analytical approach to the interpretation of fictional and non-fictional texts through the concept of topoetics.



Keywords
topoethic, story, place, Hüzün ve Tesadüf, Mustafa Kutlu, Ya Tahammül Ya Sefer