Abstract


YAS, MELANKOLİ VE OTOBİYOGRAFİK ANLATININ İNŞASI

İnsanın kendisi için kıymetli bir değerinin kaybının ardından yaşadığı acı ve boşluk duygusu olarak tanımlanabilecek olan yas, kendi içerisinde psikolojik dinamikleri olan bir süreçtir ve sağlıklı biçimde tamamlanamadığında bireyde travmatik bazı izler bırakır. Bu sürekli ve bireyin günlük hayatına entegrasyonunda olumsuz etkileri olan kronik yası aşabilmek için yazma deneyimine sığınmak, anlaşılır bir yoldur. Bu bağlamda çalışmanın merkezinde edebiyatın travma ve yasla başa çıkmada üstlendiği katartik ve rehabilitatif işlev yer alır. Sanatçının nevrotik çatışmalarını ve kaybın yarattığı boşluğu “yüceltme” mekanizmasıyla estetik bir forma dönüştürmesi, yasın tamamlanabilir bir sürece evrilmesini sağlayan temel dinamik olarak dikkati çeker. Halit Ziya Uşaklıgil’in Bir Acı Hikâye isimli anlatısı, Adalet Ağaoğlu’nun “Hüzzam Mavisi” anlatısı ve Ömer Seyfettin’in “İlk Namaz” hikâyesi üzerinden; kişisel kayıpların nasıl otobiyografik birer iyileşme sürecine dönüştüğü analiz edilmektedir. Sonuç olarak çalışmada, edebi metnin sağaltıcı etkisi tartışılmış ve metinler, dilsiz bir acı olan melankoliyi isimlendirerek kontrol altına alan ve özneyi ruhsal parçalanmadan kurtaran sembolik bir zafer olarak konumlandırılmıştır.



Keywords
yas, melankoli, otobiyografik anlatı, travma
Kaynakça