Bu çalışma, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Mahur Beste romanında, çökmekte olan bir medeniyetin kültürel aktarım ve eğitim buhranını, İsmail Molla ve Sabri Hoca karakterleri üzerinden incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman incelemesi, yorumsamacı (hermeneutik) metin analizi ve karşılaştırmalı analiz desenleri kullanılmıştır. Analiz, karakterlerin “imkanlar” ve “tercihler” ekseninde temsil ettiği iki hasım epistemolojiyi ve zihniyet dünyasını incelemektedir. Elde edilen somut bulgulara göre; İsmail Molla, yüksek sosyal ve kültürel sermayesiyle kültürü organik bir kendiliğinden özümsenme yoluyla aktaran “estetik-aristokrat” modeli temsil etmekte; ancak bu yöntemin kendi oğlu Behçet Bey üzerinde başarısız olması, geleneksel habitus aktarımının yeni mizaçlar ve modernleşme krizleri karşısındaki yetersizliğini kanıtlamaktadır. Karşı kutupta yer alan Sabri Hoca ise medeniyetin iflasını teşhis eden nesnelci/modernist bir “eleştirel-politik eğitim” modelini simgeler; fakat toplumsal ve maddi imkanlardan (sermayeden) yoksun oluşu, onun teorik eleştirisini pratik eylemden mahrum bırakarak trajik bir ümitsizlik söylemine mahkûm etmiştir. Sonuç olarak roman, eskinin yaşanarak aktarılma yönteminin işlevsizleştiği, yeninin ise eleştirel düzeyde kurulma yönteminin olgunlaşmadığı bir yöntemsizlik ve medeniyet buhranını tasvir eder. Atiye Hanım karakteri, bu iki dünya arasındaki trajik sentez arayışının simgesidir.