Modern Türk edebiyatının tanınmış yazarlarından olan Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962)’ın bir sanatkâr olarak kıymeti her geçen daha iyi anlaşılmakta ve onun hayatı ve eserlerine hakkındaki çalışmaların sayısı gittikçe artmaktadır. Bir sanatkârın hayatı, mizacı ve edebi eserlerindeki temalar arasında daima bir münasebet vardır. Sanatkârın edebi metinlerine hayatından herhangi bir hadisenin aksetmemesi düşünülemez. Ancak bu aksetme doğrudan doğruya hadisenin aktarılması şeklinde değildir. Hayata ve insanlara dair onların zihinlerinde yer eden kanaatler farklı ifadeler yahut kurgular yoluyla edebi eserde yeniden anlatılır. Ahmet Hamdi Tanpınar da eserlerinde yaşadığı birtakım olayları değiştirerek anlatan yazarlarımızdandır. Bu yönüyle Tanpınar romantik edebiyatın tecrübelerini eserlerinde bir tema olarak kullanan yazarlarına benzemektedir. Ahmet Hamdi Tanpınar sadece sanatkâr değil aynı zamanda bir akademisyendir. Onun akademisyen tarafı 1939 senesinde İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü bünyesinde kurulan Tanzimat kürsüsüne profesör olarak atanmasıyla başlar. Tanpınar 1943-1946 yılları arasında Maraş milletvekili olduğundan akademisyenliğe ara verir. Milletvekilliği sona erdikten sonra üniversitedeki görevine döner. Tanpınar’ın yazarlık hayatının 1950 senesinden sonraki döneminde bir roman bir hikâye kitabı ve bazı makaleleri vardır. Bu dönemde yazma sıkıntısı çektiğini, akademik işlerden, fakültedeki insan ilişkilerinden ve ülkenin siyasal durumundan şikâyetçi olduğunu günlüklerinden biliyoruz. Tanpınar’ın akademik hayattan şikâyetçi olmasına sebep olan iki hadiseyi konu alan bu makale tamamen belgelere dayanmaktadır. Bugün de herhangi bir devlet dairesinde yahut akademide yaşanabilecek öğretim üyeleri arasındaki problemlerden idareci olarak Tanpınar’ın nasıl etkilendiğini gösteren ilk hadise 1953 yılı mart ayında başlar ve yıllarca devam eder. İkincisi ise sadece Tanpınar’ı değil, onun akademideki çevresini yakından ilgilendiren bir başka hadisedir. Tanpınar’ın komünist olduğuna dair çıkan gazete haberleri ve bu haberler yüzünden yapılan soruşturmalar elbette Tanpınar’ı rahatsız etmiştir. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bu hadiseleri yaşadığı seneler tam da Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanını yazdığı senelerdir. Dolayısıyla Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanını yazarken üniversitede yaşadığı aşağıda sözü edilen olaylardan muhtemelen etkilenmiştir. Makale Tanpınar’ın biyografisine, mizacının ve eserlerinin anlaşılmasına katkı olacağı düşüncesiyle hazırlanmıştır.